İnceleyen uzman: Prof. Dr. Adnan Ünal, Kulak Burun Boğaz Uzmanı
Son güncelleme:
İşitme kaybı; dış, orta veya iç kulaktaki ya da işitme sinirindeki hasarlar nedeniyle sesleri algılama ve ayırt etme yetisinin kısmen veya tamamen azalmasıdır. Tek ya da çift taraflı görülebilen bu durum, konuşmaları anlamayı güçleştirerek günlük iletişimi olumsuz etkiler.
Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır.
Dış kulak: Auricula olarak isimlendirilen kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşmaktadır. Kulak kepçesi; kıkırdak, yağ ve bağ dokudan oluşmakta olup asıl görevi sesleri toplamak ve sesin lokalizasyonunu sağlamaktır. Dış kulak yolu ise kemik ve kıkırdak olmak üzere 2 parçadan oluşmaktadır. Yaklaşık 25-30 mm uzunluğundadır. Ses dalgalarını kulak zarına ulaştırmakla görevlidir.
Orta kulak: Kulak zarı, çekiç örs üzengi kemikçikleri, orta kulak kasları ve östaki borusu gibi orta kulakta bulunan yapılardan oluşmaktadır. Kulak zarı orta kulak boşluğunu, dış kulak yolundan ayıran 8 mm genişliğinde, 9-10 mm yüksekliğinde ve 0.1 mm kalınlığında yarı transparan bir zardır. Çekiç örs üzengi kemikçiklerinin en önemli görevlerinden biri hava ortamından sıvı ortamına ses geçişini sağlamak diğeri ise iç kulak sıvılarının akustik direncinden kaynaklanan enerji kaybını karşılamaktadır. Orta kulakta kemikçik zincirine tutunan Stapes ve Tensor timpani olmak üzere 2 tane kas vardır. Bu kasların en önemli görevi kulağı rahatsız edici ses uyaranlarından korumaktır. Östaki borusu, orta kulak ve nazofarenks arasında iletimi sağlamaktadır. Yetişkinlerde yaklaşık 35-38 mm uzunluğunda, yenidoğanlarda ise 17-18 mm uzunluğundadır. Östaki borusunun fonksiyonu ise orta kulak basıncını atmosfer basıncına eşitlemek, orta kulak için gerekli havaya sağlamaktır.
İç kulak: İç kulak temporal kemiğin petröz kısmı içerisinde bulunmaktadır. Koklea ve vestibüler sistemden oluşmaktadır. Koklea, işitmeden sorumlu olup yaklaşık 30-35 mm uzunluğundadır ve kendi üzerinde 2,5 tur dönüş yapar.
Dış ortamdaki sesler kulak kepçesi sayesinde toplanır ve dış kulak yolundan kulak zarına, oradan orta kulak kemikçikleri aracılığıyla iç kulağa iletilir. İç kulağa ulaşan ses titreşimleri buradaki duyu (tüy) hücrelerini uyarır. Son olarak da işitme siniri aracılığıyla beyne iletilen seslerin üst merkezlerde sentezlenmesi ile işitme gerçekleşir. Bu aşamaların herhangi bir kısmında bir problem meydana gelir ve işitme fonksiyonu yitirilirse işitme kaybı oluşur. Tek kulakta işitme kaybı olabildiği gibi her iki kulakta da meydana gelebilir.
İşitme kaybı belirtileri arasında; gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamakta ve konuları takip etmekte zorlanma, cümlelerin sık sık tekrar edilmesini isteme, yüksek sesle televizyon izleme, kulakta ağrı ve dolgunluk hissi, kulağın yanması, ani kulak çınlaması (uğultu, vızıltı), söylenen kelimelerin yanlış anlaşılması, kelime sonlarındaki seslerin karıştırılması, denge problemleri ve telefonla konuşurken zorluk yaşama yer alır.
İşitme Kaybı Türleri Nelerdir?
İşitme kaybı türüne göre 3 farklı şekilde sınıflandırılır:
İletim tipi işitme kaybı: Bu tür işitme kayıpları dış kulak veya orta kulakta meydana gelen patolojilerden kaynaklanmaktadır. Genellikle medikal veya cerrahi yöntemlerle çözüm bulunur. İletim tipi işitme kaybı nedenleri arasında kulak zarı perforasyonu, otitis media, kulakta buşon varlığı, otoskleroz, travma ve tümörler, dış kulak yolu hastalıkları gösterilebilir.
Otitis media: Halk arasında orta kulak iltihabı olarak bilinmektedir. Çocuklarda yaygın olarak görüldüğü gibi yetişkinlerde de rastlanmaktadır. Orta kulak iltihabına bağlı sıvı birikimi çoğunlukla hafif ya da orta derecede iletim tipi işitme kaybına yol açar; kronikleşen ve tedavi edilmeyen durumlarda kayıp daha ileri olabilir.
Otoskleroz: Halk arasında kulak kireçlenmesi olarak bilinir; orta kulaktaki üzengi kemiğinin hareketini kısıtlar. İşitme kaybı en büyük belirtisidir. İşitme kaybına ek olarak baş dönmesi, kulak çınlaması da eşlik edebilir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanmaktadır.
Dış kulak yolu hastalıkları: Dış kulak yolunda enfeksiyon veya tümör olması durumunda iletim tipi işitme kaybı görülür. Bununla birlikte kulakta aşırı kulak kiri olması da iletim tipi işitme kaybına neden olabilir.
Sensörinöral tip işitme kaybı: Bu tür işitme kayıpları iç kulaktaki tüy hücrelerinde ve/veya iç kulaktaki sinirsel yapılarda meydana gelen patolojilerden kaynaklanmaktadır. Genellikle medikal veya cerrahi olarak tedavi edilemez. Gürültülü ortamlarda konuşmayı anlamada zorluk yaşarlar. Sensörinöral işitme kaybı nedenleri arasında gürültüye maruz kalma, travma ve tümörler, yaşa bağlı işitme kaybı, genetik faktörler, ototoksisite, meniere gösterilebilir.
Gürültüye bağlı işitme kayıpları: Yüksek şiddette gürültüye uzun süre ya da tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla veya patlama gibi ani ve çok yüksek bir sesle oluşur. Gürültüye maruz kalma süresi ve gürültünün şiddeti artıkça işitme kaybının derecesi de artmaktadır. Ayrıca bu tür gürültüler sonucu ani işitme kaybına da sebep olabilir. Bu yüzden yüksek gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız mutlaka kulak koruyucuları kullanmalısınız.
Yaşa bağlı işitme kayıpları: Presbiakuzi olarak bilinmektedir. Yaşa bağlı olarak oluşan işitme kayıplarında yüksek frekanslar etkilenim görür. Özellikle gürültülü ortamlarda konuşulanları anlamakta zorluklar yaşanabilir.
Ototoksisite: Bazı ilaçlar ve kimyasallar sensörinöral işitme kaybına sebep olabilir. İlk olarak yüksek frekanslar etkilenir. Daha sonra alçak frekanslar da etkilenmeye başlar.
Meniere: Endolenfatik hidrops olarak da bilinmektedir. Sensörinöral işitme kaybı ile birlikte baş dönmesi, kulak çınlaması, kulakta basınç ve dolgunluk hissi de eşlik eder. Hastalığın başlangıcında ilk alçak frekanslar etkilenirken ilerleyen zamanlarda yüksek frekansları da tutar.
Mikst tip işitme kaybı: Bu tür işitme kayıpları aynı anda hem dış kulak veya orta kulakta hem de iç kulakta meydana gelen patolojilerden kaynaklanmaktadır.
İşitme Kaybı Dereceleri Nelerdir?
Odyometre cihazından yapılan işitme testi (halk arasında ses testi olarak bilinir) sonrası konuşma frekanslarının ortalaması alınır. Elde edilen saf ses ortalamasına göre işitme kaybı derecelere ayrılır:
- 0-15 dB: Normal işitme
- 16-25 dB: Çok hafif derecede işitme kaybı
- 26-40 dB: Hafif derecede işitme kaybı
- 41-55 dB: Orta derecede işitme kaybı
- 56-70 dB: Orta-ileri derecede işitme kaybı
- 71-90 dB: İleri derecede işitme kaybı
- 91 dB ve üzeri: Çok ileri derecede işitme kaybı
İşitme kaybı belirtilerinden bir veya daha fazlasına sahipseniz mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmalı ve uzman odyologlar tarafından işitme testlerinizi yaptırmalısınız. Medikal veya cerrahi müdahale ile düzeltilemeyen işitme kayıplarında işitme cihazı kullanımı önerilmektedir.
İşitme kaybı için erken önlem alınmazsa beraberinde birçok sorun getirebilir. Bunlardan biri denge problemidir. Yapılan araştırmalarda işitme kayıplı yaşlı bireylerin, işitme kaybı olmayan yaşlı bireylere göre daha fazla düşme eğilimi gösterdiği saptanmıştır. Bununla birlikte işitme kaybına sahip olan bireylerde depresyon semptomları artmakta ve kendilerini çevreden soyutlamaktadırlar. Bu yüzden işitme kaybını ihmal etmemek ve kulak işitme cihazı kullanmak önemlidir. Özellikle çocukların dil gelişiminde gecikme yaşamamaları adına işitme testleriyle işitme kaybının takip halinde tutulması ve erken cihazlandırılması büyük önem taşımaktadır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
İşitme duyusundaki değişiklikler bazen ilerleyici bir sürecin, bazen de acil müdahale gerektiren bir durumun göstergesi olabilir. Aşağıdaki belirtilerden biriyle karşılaştığınızda vakit kaybetmeden bir uzmana danışmanız gerekir:
- Ani gelişen işitme kaybında beklemeden, aynı gün KBB uzmanına başvurun; tedavinin ilk günlerde, ideal olarak ilk 72 saat içinde başlaması önemlidir.
- İşitme kaybına şiddetli baş dönmesi, denge kaybı, kulakta yoğun akıntı ya da zonklayıcı ağrı eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi gerekir.
- İşitme kaybı veya kulak çınlaması tek taraflı olarak aniden ortaya çıktıysa ya da giderek kötüleşiyorsa muayene olunmalıdır.
- İşitme problemine yüzde uyuşma ya da kayma, konuşma güçlüğü, kolda veya bacakta güç kaybı, çift görme ya da bilinç bulanıklığı eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden acil servise (112) başvurulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İşitme kaybı kendiliğinden geçer mi?
İşitme kaybının kendiliğinden geçip geçmeyeceği altta yatan nedene bağlıdır. Kulak kiri veya geçici orta kulak enfeksiyonlarına bağlı iletim kayıpları medikal tedaviyle düzelebilir. Ancak iç kulaktaki sinir hücrelerinin hasar görmesiyle oluşan sensörinöral kayıplar genellikle kalıcıdır ve kendiliğinden gerilemez.
Kulak çınlaması işitme kaybı belirtisi midir?
Evet, kulak çınlaması (tinnitus) sıklıkla işitme kaybının erken bir habercisi veya eşlik eden bir belirtisidir. İç kulaktaki tüy hücrelerinin hasar görmesi sonucu beyne giden sinyaller bozulur ve beyin bu eksikliği çınlama, uğultu ya da vızıltı sesi şeklinde algılayabilir.
İşitme cihazı işitme kaybını tamamen iyileştirir mi?
İşitme cihazı kulaktaki hasarlı sinir hücrelerini anatomik olarak onarmaz; ancak çevre seslerini ve konuşmaları netleştirerek işitme yetisini destekler. Erken dönemde cihaz kullanımı, beynin işitme merkezinin aktif kalmasını sağlayarak kelimeleri anlama kabiliyetinin gerilemesini önlemeye yardımcı olur.
İşitme kaybı hangi testlerle teşhis edilir?
İşitme kaybı tanısı, KBB hekiminin fiziksel kulak muayenesinin ardından uzman odyologlar tarafından gerçekleştirilen saf ses odyometrisi, konuşma odyometrisi ve timpanometri gibi işitme testleri ile konulur. Bu testler kaybın türünü, derecesini ve hangi frekansların etkilendiğini belirlemeye yardımcı olur.
Kaynaklar
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO). Deafness and hearing loss (erişim: 2 Ekim 2026)
- NHS. Hearing loss (erişim: 2 Ekim 2026)


